Alparslan Dönemi Büyük Selçuklu Devleti

Alparslan’ın Başa Geçmesi

1063 Yılında Tuğrul Bey’in vefatından sonra çocuğu olmaması sebebiyle Tuğrul Bey’in vasiyet ettiği Süleyman tahta oturmuştur. Süleyman ise Çağrı Bey’in küçük oğludur. Çağrı Bey’in diğer oğlu olan ve Süleyman’ın abisi olan Alparslan ise o sıralarda Horasan bölgesinde valilik yapmaktadır. Arslan Yabgu’nun oğlu olan Kutalmış, Tuğrul Bey’in ölümünden sonra kendisini sultan ilan etmiştir ve Süleyman’a karşı Rey şehrini kuşatmak üzere savaşa çıkmıştır. Kutalmış’ın böylesine büyük bir orduya karşı savaş açmasının en önemli sebebi Tuğrul Bey’den Süleyman’a kalan ordunun çok yorgun olmasıdır. Bu ordu Tuğrul Bey’in vefatından önce Bağdat ve Musul üzerine sefere çıkmıştı bu seferlerden dönen ordu yorgundur bunun üzerine Kutalmış harekete geçmiştir.

Kutalmış’ın Rey şehri üzerine harekete geçtiğini öğrenen devletin önde gelen komutanları ve devlet adamları Türk Boylarının yavaş yavaş Kutalmış tarafına geçtiğini gördüklerinde Süleyman’ın abisi Alparslan‘a haber gönderirler. Alparslan 1064 yılında askerleri ile beraber çıkar gelir ve Kutalmış ile savaşa girer, bu savaşı Alparslan kazanır. Kutalmış ise kaçmak sırasında atından düşüp ölmüştür. Bu savaş sonrasında Alparslan tahta çıkmıştır, adına hutbe okutup sikke bastırmıştır.

Alparslan Dönemi Gelişmeleri

Tuğrul Bey’in Bağdat’ta düzene koyduğu birtakım uygulamalar vardı, Alparslan bu uygulamaları devam ettirmiştir. Peki bu uygulamalar nelerdi?

Tuğrul Bey’in Bağdat’ta bıraktığı valinin görevi devam ettiriliyor.
Tuğrul Bey’in Bağdat yakınlarında Bağdat’ı kontrol altında tutabilmek adına yaptırdığı Tuğrul Bey Şehri güçlendiriliyor.
Alparslan da tıpkı Tuğrul Bey gibi para bastırıyor.
Sultan, Halifeye tahsisat ayırıyor yani Halife ancak sultanın ayırdığı bütçe doğrultusunda harcama yapıyor.
Bağdat’ta yenileme yaptırıyor, Nizamiye Medreselerini kurduruyor. Nizamülmülk bu dönemde Bağdat’ın yenilenmesini sağlıyor yeni medreseler, aş evleri ve yeni imar planlarına girişiyor.

1064 Yılında Kutalmış’ı yenen Alparslan başkentteki ilk toplantısında şu kararları almıştır:

İç politikada çevredeki Gazneli ve Karahanlı olmak üzere özellikle Türk olan İslam dünyasını tek bayrak altında toplamak öncelikli hedef olacaktır. Bunun için ilk seferler doğuya olacaktır. (Bu demek değildir ki sadece doğuya önem verildi, Alparslan’ın batı seferleri de vardır.)
Dış dünyaya karşı Anadolu’nun ana hedef olarak alınması ve bunun için önceliğin Fatımilerin yıkılmasına verilmesi.

Alparslan doğuya sefere çıktığında başka bir manzara ile karşılaşmıştır. Alparslan’ın karşısına kardeşi Kavurd çıkmıştır tahta oturmak istemiştir. Alparslan kardeşi Kavurd’un isyanını bastırmıştır sonrasında ise Karahan ve Gaznelileri siyaseten kendilerine bağlamak yerine kız alış-verişi yaparak ittifaklık kurmak istemiştir. Bu istek bir akrabalık oluşturup en azından batıya gittiği zaman arkadan bir tehlike oluşmasını engellemek amaçlıdır ve başarılı da olmuştur diyebiliriz. Doğu üzerine yapılan seferden sonra Kafkasya üzerine küçük bir sefer tercih ediliyor, bu bölgede bulunan Gürcü ve Ermeniler itaat altına alınıyor ve bu bölgeye ilk kez Türk iskanları başlıyor.

Alparslan’ın sıradaki hedefi Doğu Anadolu’nun ve Mısır’ın kontrolünü ele geçirmekti bu sebeple 1067 yılından sonra Anadolu’ya ve Mısır’a yönelmiştir. Bu düşüncesinde önceliği ise Mısır’a vermiştir çünkü Mısır’da bulunan Fatımiler dai adında misyonerler çıkarmaya başlamıştı. Fatımilerin önü kısmen kesildi, Fatımilerin Anadolu ve Hicaz bölgesine giden kapıları ele geçirildi.

selçuklular
Malazgirt Savaşı

Malazgirt Savaşı, Anadolu’nun Kapısı Türklere Açılıyor

Selçuklu Devleti artık Bizans için açık bir tehdit haline gelmişti ve Anadolu toprakları tehlike altındaydı. Bizans’ın önde gelen isimlerine göre ordunun başına bir imparator komutan lazımdı. 1068 Yılında dul olan İmparatoriçe Eudokia, Romen Diyojen ile evlendi ve Romen Diyojen tahta çıktı. Romen Diyojen Mart 1071’de büyük bir orduyla sefere çıkmıştır, bu seferde günümüz İran içlerine kadar ilerlemiştir. Amacı Selçuklu başkenti olan Rey şehrini ele geçirmektir. Alparslan bu esnada Suriye topraklarında bulunmaktaydı, Rey’e geçmedi direk Muş Malazgirt‘e hareket etti.

Kaynaklara göre Alparslan‘ın ordusu 50.000 kişiden oluşurken Romen Diyojen’in ordusu 200.000 kişiden oluşmaktadır. 26 Ağustos 1071 tarihinde Malazgirt ovasında Bizans kuvvetleri ile Selçuklu kuvvetleri arasında savaş yaşanmıştır, yaşanan bu savaşa Malazgirt Savaşı denilmektedir.

Malazgirt Savaşı‘nda Alparslan ordusunu 20.000 kişilik kuvvet ve 30.000 kişilik kuvvet olmak üzere ikiye ayırmıştır. Bu savaşta Turan Taktiği uygulanmıştır ve Bizans kuvvetlerinin neredeyse tamamı imha edilmiştir. Romen Diyojen esir edilmiştir kendisiyle bir antlaşma yapılmıştır. Bu antlaşmaya göre:

Savaş tazminatı olarak 1.500.000 Bizans altını alınacaktır.
Müslüman esirler serbest bırakılacaktır.
Bizans topraklarının güneyi Urfa, Antep bölgeleri tamamen Selçuklu yönetimine bırakılacaktır.

Yapılan antlaşma sonrası Romen Diyojen İstanbul’a doğru yola çıktı bir rivayete göre İstanbul’a varmadan önce bir rivayete göre ise İstanbul’a vardıktan sonra yaptığı antlaşma küçük düşürücü bulunduğu için öldürüldü. Malazgirt Savaşı’nın sonuçlarına bakacak olursak:

Anadolu’nun kapısı Türklere açılmıştır.
Alparslan’ın bu zaferi Halife tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı ve İslam dünyasının tamamında şenlikler düzenlendi. Yani bu savaş Haç ile Hilalin savaşı olarak algılandı.
Alparslan fetihnameler yazdı ve komutanlarını Anadolu’ya gönderdi böylelikle Anadoludaki ilk beylikler dönemi başladı. Tekrardan doğu seferine çıkma kararı aldı.
Alparslan’ın Türk ve İslam dünyasındaki hakimiyeti kabul edildi.

Selçuklu Ordusu 1072 yılında Ceyhun Irmağı yakınlarından geçerken bir kale teslim olma çağrısına direnmiştir en sonunda kalenin kumandanı Yusuf, Alparslan’ın huzuruna çıkarsa teslim olmayı kabul etmiştir. Kale kumandanı Alparslan’ın huzuruna çıkarıldı sonra ise çizmesine sakladığı zehirli hançer ile Alparslan’ı yaralamıştır ve Alparslan kısa bir süre sonra vefat etmiştir.

Related Posts

Osmanlı Devletinde Örfi Yöneticiler

Osmanlı Devletinde Örfi Yöneticiler

Bu yazımızda Osmanlı Devletinde Örfi Yöneticiler konusuna değineceğiz. Osmanlı Padişahları devletin sahip olduğu bölgeye başlıca iki yönetici atar. Bunlardan ilki yürütme kuvvetini temsil eden Bey, öteki ise…

turan taktiği

Turan Taktiği (Hilal Taktiği) Nedir

Turan Taktiği veya Hilal Taktiği dediğimiz bu taktiğin en önemli özelliğini sahte kaçış ve pusu kurmak oluşturur. Bu taktiğin doğru uygulanabilmesi için arazi yapısının ve ordu yapısının…

Devşirme Sistemi Nedir

Devşirme Sistemi Nedir?

Devşirme Sistemi Devşirme sistemi; Osmanlı Devleti’nde uygulanan ve özellikle Balkanlardaki fetihlerden sonra bölgedeki yetenekli Hristiyan çocukların alınarak Osmanlı sarayına getirilmesi; eğitilip orduda ve devletin yüksek kademelerinde görev…

Ekber ve Erşed Sistemi Nedir

Ekber ve Erşed Sistemi Nedir?

Ekber ve Erşed Sistemi Ekber ve Erşed sistemi kısaca, 17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde uygulanmaya başlayan yeni veraset sistemidir. Yeni veraset sistemi ile birlikte Fatih Sultan Mehmet döneminden…

Osmanlı Devletinin Kısa Sürede Büyümesinin Nedenleri

Osmanlı Devleti’nin Kısa Sürede Büyümesinin Nedenleri

Osmanlı Devleti’nin Kısa Sürede Büyümesinin Nedenleri ve Etkili Olan Faktörler Osmanlı Devleti, Anadolu Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra ortaya çıkan beyliklerden olan Osmanlı Beyliği tarafından kurulmuştur. Kuruluş tarihi…

Senedi İttifak Nedir

Senedi İttifak Nedir?

Senedi İttifak’a Giden Süreç Senedi İttifak, Osmanlı Devleti’nde 1808 yılında ayanlar ile merkez bürokrasi arasında imzalanan belgedir. Bu belge 1214 yılında Avrupa’da baronlar ile kral arasında imzalanan…

This Post Has 2 Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir